Politika, müzik, ezoterik bilgiler, elalemin derdi beni gerdi, edebiyat ve kitaplar üzerine, yer yer Youtube destekli, serbest atışlar.

22 Şubat 2008 Cuma

Kütüphane


Kitabevlerini gezerken canım acıyor! Onlarca kitabı inceliyor, bir çoğunu almak istiyorum ama almıyorum. Aldığım her kitabı okuyacak vaktim olmuyor. İşim kitap okumak olsa, kitap okuduğum için maaş verse biri bana...
Sekiz saat mesai.
İşim ne?
Kitap okumak.
“Okur-yazar işveren arıyor...” Bu konu üzerinde çalışıp, bir ilan yayınlayayım günlüğümde. Sanal Dünya bu, ne olacağı belli olmaz. Bakarsınız işverecek biri çıkar.
İşin bir de onlarca kitabın, yüzlerce lira yaptığı gerçeği var. Ve fakat her kitabevi ziyaretimde verecek yüzlerce lira bende yok. Kitabevleri canımı acıtıyor.
Tüm bu karamsar tabloya rağmen her ay altı ila on kitap satın alıyorum.
- Hepsini okuyacak zamanı bulabiliyor muyum?
- Hayır, aldığım her kitabı okuyamıyorum.
- Ee, peki okuyamayacağım kitapları neden alıyorum?
- Baskısı kalmaz, toplatılır, iyisimi ben alayım.

Bir tanıdığınızın evine ilk kez gittiğimizde neye dikkat edersiniz?
Koltuk Takımına ? Perdelere? Halıya? Televizyona, müzik setine? Mutfağa? Banyoya?
Ben evde kütüphane varsa, kütüphaneye dikkat ederim. Kitapları incelerim, hangi yazarları sevmiş, Dünya’ya bakışı nasıl hepsini evdeki kütüphaneye bakarak sessizce öğrenirim.
Giderek zenginleşen bir kütüphanem var fakat evime gelen hiç kimseyi kütüphanemdeki kitapları incelerken görmedim. Koskoca kütüphane görünmez olabiliyor demek ki.

Kütüphaneli çekyatlar seksenli yıllarda çok modaydı. Hemen her evde olurdu bu tip çekyatlar. Gazetelerin kupon karşılığı verdiği, en kalitesiz samanlı kağıda basılmış, ciltsiz kitaplar yada ders kitapları konurdu çekyat kütüphanelere. Kütüphaneli çekyatlar kalmadı artık. Yazıma eklemek için Google görsellerde aradım, resimlerini bile bulamadım. Kütüphaneli çekyat dandik de olsa ev halkının yaşam alanı içinde bir kütüphaneydi. Ferhan Şeysoy’un Kalemimin Sapını Gülle Donattım kitabında okumuştum sanırım. Çocukluğunun geçtiği odanın aynı zamanda evin kütüphanesi olduğunu ve akşamları uyumadan önce evdekilerden gizli kütüphaneden kitaplar okuduğunu anlatıyordu.

Şimdi “köşe takımları” moda belki bu yüzden bir çoğumuz “köşe dönme” zihniyetine sahibiz.

2 yorum:

mahallenin delisi dedi ki...

tam da dediğiniz gibi bir evdeki kitaplar, o evde yaşayanı özetler. benim ilk baktığım şeylerden biridir ortalıkta bir kütüphane olup olmadığı. ve hatta varsa mutlaka izin isteyip karıştırırım biraz. kitaplara notlar alınmış mı altı çizilmiş mi, çizildiyse neler çizilmiş hele ki benim de okuduğum kitaplar varsa inanılmaz eğlencelidir bu karıştırma faslı.

çekyatlı kütüphaneleri de hatırlıyorum, anneannemlerde ve neredeyse tüm komşularda vardı. o zamanlarda annelerimiz komşuculuk oynarken çekyatın tepesine çıkıp o kitapları karıştırdığımı hatırlıyorum.
şimdiyse moda yine dediğiniz gibi köşe takımları ve en fazla onların çevresine savrulmuş dizi dvdleri, kuşe kağıda bol bol resimle basılmış dergiler vb.
umarım bu modalara hiç kapılmam, duvarları boydan boya kitaplarla kaplı bir evim evim olur benim de...

dahil olmak ister misiniz bilmem ama ölmeden önce neler yapmak istediğinizi soran bir pas attım size. bu yazınız sayesinde benim listeme bir madde daha eklenmiş oldu örenğin: 4duvarı kitaplarla çevrili bir evde yaşamak!

Berna dedi ki...

Biliyor musunuz geçenlerde yeni evli bir çiftin evine konuk olduk. Çiftimiz 24-29 yaş aralığında ve üniversite mezunu, bankacılar. Her şey özenle seçilmiş, mobilyalar, perdeler, halılar, yepyeni ve birbiriyle uyumlu. İkramlar pırıl pırıl gümüş tepsilerde yapılıyor, benim ağzım açık bakakaldığım televizyon o ince, tüpsüz, duvara asılanlardan. Bir gece kaldık o evde ve evde okuyacak hiç bir şey yoktu. Benim gözüm de hep bir kitaplık arar, gidip bakayım isterim, bırakın kitaplığı, tek bir kitap, gazete, dergi, ansiklopedi, hiç bir şey yoktu! 9 ay önce evlenmiş olan çift aileleriyle kaldıkları evden bir tek kitap getirmeye gerek görmemiş. O kadar şaşırdım ki bu duruma. Anlamadım önce, kitapsız ev nasıl olur idrak edemedim. Çok üzülmüş ve çok şaşırmıştım.

Benim evlenmekle ilgili düşündüğüm tek konu budur, kitaplığımı nasıl taşıyacağım?? İçindeki kitaplarımla birlikte somut anlamda kitaplığımı da çok seviyorum, odamın bir duvarını kaplıyor. Daha anlatılacak çok şey var da, onlar da başka yorumlarda artık..