Politika, müzik, ezoterik bilgiler, elalemin derdi beni gerdi, edebiyat ve kitaplar üzerine, yer yer Youtube destekli, serbest atışlar.

10 Şubat 2008 Pazar

Sizin Perdeleriniz Açık Mı?

Ballı olduğundan emin olduğum bir keçiboynuzunu vererek başlayayım.

Cuma akşamı İzmir’den Ankara’ya “Bağımsızlık ve Laiklik Mitingi”ne giderken boş boş baktığım sahil yolundaki evler, Cumartesi akşamı dönüş yolunda sosyolojik bir araştırmaya konu olabilecek ışığı bana verdi.

İzmir perdesini örtmüyor. Sahil yolu boyunca, Göztepe’den Karataş’a kadar, neredeyse tüm evlerin perdeleri sonuna kadar açık. Kimi çocukluğumun kristal avizesini, kimi spot lambalarını, kimi bir abajuru kullanıyor aydınlatma için. Bordo, su yeşili, saman sarısı renklerine boyanmış duvarlar, duvarlardaki tablolar, resimler. Boy boy tüplü, LCD, Plazma televizyonlar. Eşofmanlı, pijamalı televizyon seyreden, yemek masasında misafir ağırlayan, biraz sonra dışarı çıkmak üzere giyinmiş, balkondan körfezi seyreden insanlar... Açık, net, herşey ortada, görüyorsunuz.

Cumartesi akşamı dönüş yolunda, miting yorgunluğumu ilk mola yeri Afyon’a kadar uyuyarak attıktan sonra, yol üzerindeki beldelerin, ilçelerin yol boyunca sıralanmış evlerini izledim. Amaçsız bakışlarım, yolculuğa başlarken ki amaçsız bakışlarımla birleşince Beyin Labirentimde yepyeni bir oda açıldı. Perdeleri açık bir ev görebilmek için baktım. Beldelerdeki, ilçelerdeki , tek katlı evler, sıvasız evler, taş evler, apartmanlar penceremden geçti. Perdeleri tamamen açık tek bir ev göremedim. Büyük bir çoğunluğunda hem tül perdeler, hem de güneşlikleri kapalıydı. Tek görünebilen içeride yanan, beyaz veya sarı ışık. Bazı evlerin sadece tül perdeleri kapalıydı. Bir tül perdenin ardından görünen bulanık, belirsiz görüntüler...

İzmir’e ulaştık. Saat geceyarısı ikiydi. Bornova’dan itibaren gözlemlemeye devam ettim. Bornova, Basmane, Karataş, Küçükyalı, Göztepe, Üçkuyular, Narlıdere, Güzelbahçe ve son durak Urla. İzmir perdesini örtmüyor. Birçok evde tüm perdeler sonuna kadar açık. Çok az evde hem tül perdeler, hem de güneşlikler kapalı.

Neden?

Körfez’e bakan ve deniz gören evlerin tüm perdelerini açık tutmalarını anlayabilirim ama yol üzerinde Körfez’i görmeyen perdeleri açık evlerde var. Bu bir sebep olamaz.

Isı korumak için perdelerini kapatıyorlar desem, İzmir’de de hava soğuk. Bu da öncelikli bir sebep gibi görünmüyor.

İzmir’in hayata bakışı, saklayacak bir şeyinin olmaması perdelerin açık olmasının sebebi olabilir mi? Ne isek oyuz. İçimiz(evimiz), dışımız(sokak) bir. Göründüğümüz gibiyiz.

Türbanın gündeme oturduğu bugünlerde bir taraf saç telini bile sakınırken, bir taraf ev yaşamını bile göstermekten korkmuyor.
Neden korksun?
...

Gelelim hikayenin geri kalanına. Hangi keçiboynuzunun ballı, hangisinin yavan olduğuna karar vermek size kalmış.

Hepsi 35 yaşından küçük onlarca arkadaşım, önceden haber vermeme rağmen mitinge katılmak istemedi. Mitinge tek başıma gidecektim. Cuma akşamı arkadaşlarımla vedalaşırken bir devrimci (Atatürk devrimlerine sadık, karşı devrimcilere karşı bir devrimci) gibi sol elimi yumruk yapıp, hava kaldırdım ve slogan attım. Alkışlarla beni yolcu ettiler. Hepsi bana katılmak istiyordu ama hepsinin, ileride çocuklarının yapma imkanı bulabileceği şüpheli, sinemaya gidip son vizyon bir film seyretmek, kız/erkek arkadaşı ile bir kafede buluşmak, düşük belli kot almak için alış verişe çıkmak gibi önemli işleri vardı.

Urla Belediyesi önünden otobüse bindim. Yakınlarını otobüse yerleştiren fakat bizimle Ankara’ya gelemeyecek kişiler bizlere iyi dileklerini ileterek otobüsten indiler. Hiç tanımadığım insanlar, bir göreve giden insanlara gösterilen sevgiyle, el salladılar bana.

İlk mola yerimiz Kula. Park etmiş otobüslerin kalabalığından, Hukuka Saygı Mitinginden daha fazla bir katılımcı olacağı belli oluyordu. Bayanlar tuvaletinin önündeki uzun kuyruğu görünce erkek olduğuma şükrettim.

Daha önceki mitinglerde olduğu gibi katılımcıların yaş ortalaması ellinin üzerindeydi. Birçoğu düzenli kullandıkları ilaçları yutmak için su satın aldı. Ankara’da havanın çok soğuk olacağı söylentisi katılımı düşürmüştü !?

Hipodromdan Sıhhıye’ye kadar grup halinde yürüdük. Kırmızı ışıkta bekleyen otobüsün içindeki Japon turistler (her çekik gözlü = Japon) şaşkın şaşkın bize baktılar. Hava şubat ayı Ankara’sı için olabilecek en iyi havaydı.

Saat 12:30 olduğunda miting alanı dolmuştu. Kalabalık bir grup olarak birkaç defa “Meclise, meclise, meclise” sloganı attık. Kızılay yönünde barikatların kurulduğu ve kalabalık bir polis gücünün Kızılay yönünde olduğu haberi gelince slogan “Tayyip korktun mu? Barikatı kurdun mu?” şeklinde yenilendi. Kalabalıktan biri “Var mısınız benimle burada üç gün, beş gün, on gün yatmaya? Meclise gideceğimize burayı terk etmeyelim, pasif direniş yapalım.” diye bağırdı.

Vee, klişe gazete haberi cümlesi ile miting olaysız dağıldı. Sıhhıye’den Hipodrom’a olan yol dönüşte biraz uzamıştı sanki.

Afyon’dan sonra dönüş yolu boyunca kimin perdesi açık kimin kapalı düşünerek eve geldim.

Sizin bulunduğunuz yerde perdeler açık mı? Kapalı mı?

2 yorum:

Fatma dedi ki...

Merhaba Faik Murat,
ne iyi etmişsin böyle bir blog açmakla. Daha kişisel, daha geniş alan veriyor, yazacak çok şeyi olan senin gibi biri için. Geç farkettim ama daimi takipçinim elbette bundan sonra:))

Perde olayına girmişsin ya, ben evde ışıklar yanınca perdeleri açık bırakmaktan müthiş rahatsız oluyorum. Sokaktan geçen insanların evin içini görmesi nedense beni huzursuz ediyor. Kevin öyle değil mesela, benim ısrarımla o da alıştı şimdi kapatmaya. Evler birbirine yakın olunca, perde kapatmak gerekiyor akşamları bence. Hamuda kalkmıyoruz evde, söylediğin gibi ya televizyon seyrediyoruz, ya yemek yiyoruz yada kitap okuyoruz ama yine de başkalarının görüyor olması fikri rahatsız ediyor. Yatak odası ve banyo perdeleri mutlaka kapalı olmalı ama, onun tartışması yok bana göre:)) Ne ben başkasını görmek isterim, ne de beni başkası görsün o hallerde:))

Evimin penceresi denize baksaydı, yada önünde tarlalar olsaydı sorun olmazdı perde o zaman. Geniş görüş alanı, gelen geçen yada burnunun dibinde yan komşu olmadan... Burada, insanlar oturma odalarının perdelerini açık bırakıyorlar genelde. Sokakta yürüyünce görüyorsun televizyon seyredeni, oturanı... En ilgimi çeken şeylerden biridir bu perde durumu burada...

Selamlar...

aysema dedi ki...

Selam... Sitenizi tesadüfen fark ettim. Biraz okudum ve sevdiklerimin arasına katsam mı diye düşünürken gözüm yazının altındaki isme takıldı ve bir dostla karşılaşmanın sevincini yaşadım yeniden. Alternatifi zaten eklemiştim sevdiklerime...
Sevgi tuhaf bir duygumuz. Tuhaf ama bilinçli. Nerede duracağını iyi biliyor.
Bu arada solunumuzun perdeleri açık bizim de ... Yüreğimiz de...
Saygılar...