“Hz. Musa “bismillah” deyip asasını denize vurdu !!!” cümlesinin şokudur yazacaklarım.
Geçen hafta İzmir’den Uşak’a gittim. İşim gereği sık sık araba ile yolculuk yapıyorum. Araba ile yaptığım yolculuklarda radyo dinlemeyi seviyorum. Gel gör ki; araba ile iç bölgelerine doğru ilerledikçe birkaç radyo kanalından fazlasını bulamıyorum. TRT FM’in yayınları hemen hemen her yerde dinlenebiliyor. TRT FM dışında bir kanal aradığımda, bulduğum radyo kanallarının neredeyse tamamı dini ağırlıklı yayın yapan radyolar oluyor. İlk günlerde alternatifsizlikten, şimdilerde ise alışkanlıktan, araba ile yaptığım iş seyahatlerinde dini radyoları dinliyorum. Ribat FM, Akra FM en kolay bulunabilen dini radyolar. Son yolculuğumda iki din ağırlıklı radyo kanalı daha keşfettim. Moral FM ve Radyo 15. Öyle şeyler dinledim ki; üşenmedim, sık sık arabayı kenara çektim ve duyduklarımı not aldım. Önce not aldıklarımı yorum yapmadan sizlerle paylaşayım sonra radyo dinlemek üzerine birkaç cümle yazacağım.
- Çocukların santranç öğrenmesindense, Osmanlıca öğrenmesinin daha hayırlı olacağını söylediler.
- Programcı, Osmanlı döneminde yaşanılanlar için; "Araplar, Türkler yıllarca bizi sömürdü diyor, Türkler ise Araplar için İngilizlerle işbirliği yaparak bizi sıtımızdan hançerledi diyorlar, siz bu yaklaşımlar için en diyorsunuz?" diye konuğa soruyor. Konuğun uzun cümleler sonundaki özet cevabı: Evet, Araplar İngilizlerle işbirliği yaptı ve bizi sırtımızdan hançerledi ama bizi sırtımızdan hançerleyen bir tek Araplar mı? Bugün girmeye can attığımız AB içindeki (kim AB ye girmek için can atıyor?) ülkeler bizi kaç defa sırtımızdan bıçakladı?
- Hz. Musa’nın ve kavminin Mısır’dan çıkışı sırasında yaşanılanlar anlatılıyor: Hz. Musa Kızıldeniz kenarına gelir, denizden başka gidecek yer kalmaz. Şimdi yayında söylenen cümleyi aynen yazıyorum “Hz Musa bilmillah deyip asasını denize vurdu.” ... Açılan denize firavun ve ordusu da girer, deniz kapanmaya başlayınca firavun Hz. Musa’ya seslenir. Yine yayında kullanılan cümleyi aynen yazıyorum: “Musa, beni de kurtar, ben de inanlardanım, ben de müslümanım” der...
Gelelim radyo dinlemek üzerine yazacaklarıma. Radyo dinlemek kolaydır, emek gerektirmez. Çalışırken, ev temizlerken, yemek yaparken, sokaktan geçenleri seyrederken, dükkanın önünde tavla oynarken kısacası birkaç işi aynı anda yaparken radyo dinleyebilirsiniz. Söylenenleri dikkatle dinlemesek bile beynimiz, biz farkında olmadan, söylenenleri anlar. Bilinçaltı reklamı diye birşey duydunuz mu? Bilinçaltı reklamları 1957 yılında James Vicary sayesinde hayatımıza girdi. Bir sinema salonundaki izleyicilere saniyenin 1000’e 3ü kadar süre için “Coca-Cola iç. Patlamış mısır ye” mesajı verildi ve izleyiciler denileni yaptı! Vicary 1962 yılında deneyin kurgu olduğunu itiraf etse de çoğu ülke bilinçaltı reklama yasak koydu. Etkisi tartışılan bu reklam türü Hollandalı Nijmegen Üniversitesince tekrar masaya yatırıldı. Bu kez söz konusu ürün Lipton Ice Tea idi ve deneklerin %80'i reklamı başarıyla algıladı.
Dini radyolarda da yapılan budur demiyorum ama gelin hayal edelim. İç Anadolu’da sadece TRT FM ve birkaç dini radyo yayını olan bir ilçede yaşadığımızı düşünelim. Evde, işyerinde, dükkanda günde sekiz, on saat bu radyolardan biri açık olsun. Ne olmasını bekliyoruz? Bu ortamda Atatürk devrimlerine bağlı biri/birileri yetişebilir mi? Dini içerikli yayın yapan televizyon, radyo, gazete ve dergi istatistiklerini birçoğumuz duymuş yada okumuşuzdur. Bu istatistikkler, bizim için sadece rakamlardan ibarettir. Dini içerikli radyolarda duyduklarımsa “gerçekler”.
Birçok ilde, ilçede yayını olan büyük radyo kanallarında radyo tiyatrosuna denk geliyor musunuz? Bir tek TRT Radyo 1’de Radyo Tiyatrosu ve Arkası Yarın kuşağı hala sürüyor. TRT konusunda yazarak yazıyı daha fazla uzatmamın anlamı yok, tutumu malum. Halbuki dini radyolarda sıklıkla radyo tiyatrosu ile karşılaşıyorum. Yeri gelmişken değineyim, iki kere TRT’nin düzenlediği Arkası Yarın kuşağı senaryo yarışmasına katıldım. Bu yarışma ve sonuçları ile ilgili görüşlerimi Alternatif Yaşam Planlaması BLOG’unda Beyin Labiremtimden Odacıklar başlıklı yazımda anlatmıştım.
Uşak’ta işlerimi tamamlayıp Izmir’e döndüm. Radyolar vur patlasın, çal oynasın. Amaçsız, günümüzü gün edelim, kam alalım dünyadan tadındayız.
Ayda toplam yedi sekiz saat dini radyo dinleyerek bu kadar şey gözlemliyorsam, tüm gün dini radyo dinlesem yazı konusu olabilecek kim bilir neler bulurum.
Yazımı Woody Allen'in Radyo Günleri adlı filminin başlangıç sahnesi ile bitiriyorum. Seyretmeyenlere tavsiye ederim. Küçük bir not; "iyi" filmden beklentileriniz aksiyon, macera ve süpriz ise Woody Allen filmleri pek size göre olmayabilir. Woody Allen filmleri üzerine yeni yazılarıma kadar (Özellikle Kahire'nin Mor Gülü filmi, ki bu filmi hep biri ile beraber izlemek istemişimdir ve fakat her seferinde yalnız seyretmişimdir) kalın sağlıcakla.
02 Mart 2008 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

5 yorum:
She's finally met the man of her dreams. He's not real but you can't have everything...
ilgiyle okudum yaziyi. dusundum de, olay kirsal kesimlerde dini radyolarin hukum surmesi degil yalnizca, ki bu da cok onemli elbette.
istanbul ornegin. yayin yapan kac radyo istasyonu var bilemiyorum ama bildigim cok oldugu. tonlarca amacsizca yayin yapan radyolar var. ama bunlarin yanisira, acik radyo gibileri de var. var, var olmasina da, ne kadar kisi dinliyor acik radyoyu? demek istedigim, secme hakkinin olmasiyla hallolmuyor problem. cunku secim kaliteli olandan yana kullanilmiyor. kalite, cok onemli bir sorun. ornegin ingiltere'de medya programlarinin belirli bir kalite esigini saglamasi beklenir. biz de boyle bir kalite esigi kavrami var olmadigi icin, halk bunlari istiyor safsatasi altinda sacma sapan seyler yayinlanip duruyor. oyle ki, cogu zaman televizyonu ya da radyoyu kapatmak daha dogru bir secim oluyor. zehirlenmemek adina.
trt cok onemli bir misyon ustlenebilir, ama ne yazik ki politikasi gelen hukumetlerle birlikte degisip duruyor. boyle olmak zorunda degil halbuki. bbc cok guzel bir ornek mesela. bbc de kamu kurumu, ama parasini halktan aldigi icin kendini hukumete karsi degil de kamuya karsi sorumlu hisseder. trt de boyle bir politika izleyebilseydi keske. aslinda cok onemli bir konu, daha derinlemesine yazmak gerek. yazsam ya ben bunu blogda... :)
Merhaba Faik Murat,
Esersahibi.com'a gitmek istedim, senaryona gözatmak için ancak site açılmıyor. Görünüşe göre, süresi dolmuş anlaşmanın, yenilemeniz gerekiyor gibi...
Selamlar,
Fatma.
Fatma hanım Eser Sahibi sayfalarını kontrol ettim,
http://esersahibi.com/metin.asp?ob=&sayfa=4
adresinden metinlere ulaşılabiliyor,
örnek olması için
1 Bölümü
http://esersahibi.com/metin.asp?r=7&ePid=m2006u121613444831032007122408
adresinde, 2. bölümü
http://esersahibi.com/metin.asp?r=7&ePid=m2006u121613444831032007172621
adresinde bulabilirsiniz.
Eser sahibi sayfalarında Türkçe karakterlerin okunmasında sorun var, bu nedenle senaryo biraz zor anlaşılıyor.
Yorum Gönder