2 Mayıs tarihinde Şili’deki Chaiten yanardağı 9.000 (!? Bizim medyamızdaki haberlere göre 2000) yıl sonra faliyete geçti. BBC de okuduğum habere göre şu an aktif durumda olan 100 yanardağdan 20 si en an patlayabilir. Myanmar'da yaşanılan felaketi tüm medyada takip etmek mümkün. Bugünkü habere göre ölü sayısı seksenbin! Kafama takılan soru Myanmar'da hangi sıklıkta böylesine büyük afetler yaşanmakta? Yaşanılan döngüsel bir süreç mi? Yoksa olağanüstü bir durum mu?
Bugün Hürriyet'te "Marmara'da hareketlilik arttı, deprem bekliyor" başlıklı bir yazı vardı.
Artan, artarak devam edebilecek olan büyük doğal felaketlerin, Marduk gezegeni habercisi olabileceğini düşünüyorum. Marduk gezegeni hakkında özet bir yazı yazmıştım. Alternatif Yaşam Planlaması içinde Ezoterik Bilgiler başlığı altında Marduk gezegeni hakkında başka yazılar da bulabilirsiniz.
Serdar Turgut’un 29 Nisan ve 30 Nisan tarihli yazılarını aşağıya kopyalıyorum.
Amacım felaket tellallığı değil. Sadece 2012 olasılığını düşünerek mevcut hayatımızda köklü değişimler yapmadan, hayata boşvermeden bir B Planımız olmalı diye düşünüyorum.
Benim B Planım mı ne?
Yazacağım...
- - - - - -
29 Nisan 2008 Tarihli yazı:
Yazarlar / Serdar Turgut
Rana is cool
serdar.turgut@aksam.com.tr
Hafta sonunda biraz sohbet olsun diye Rana’ya “Biliyor musun; dünyanın sonunun 2012 yılında gelmesi ihtimali hayli büyük. Üstelik bu dediğimin Marduk’un gelmesiyle de alakası yok, kehanet de değil. Çok saygın bilim insanlarının yaptıkları çalışmaya göre 2012 yılında dünyayı büyük bir felaket bekliyor. Hatta 21 Aralık 2012 tarihinde, bildiğimiz dünyanın tamamen ortadan kalkacağından bahsediliyor. Ortadan kalkmak derken, daha önce dinozorların yeryüzünden kalkmasıyla eşdeğer düzeyde olan bir felaketten bahsediliyor. İyimser tahminle dünya nüfusunun yüzde 70’inin ortadan kalkacağı ama genelde bu oranın yüzde 90’ı bulacağından bahsediliyor bilimsel çalışmalarda” dedim.
Dedim ve ondan bir reaksiyon bekledim.
Bir süre sustuktan sonra ‘Keşke bunu daha önce söyleseydin de diyete hiç başlamasaydım’ dedi sadece. Bunu son derece cool bir reaksiyon olarak değerlendirdim.
Ve düşündüm ki; Rana son derece haklı. Çünkü, örneğin bu gerçekleri ben de New York’a gitmeden önce öğrenmiş olsaydım, Oray orada karşımda ceaser salatayla başlayıp nefis bir hamburgerle devam ederken, ben bir sebzenin üstüne azıcık sızma yağ dökmekle katiyen yetinmezdim. Ben de bir hamburger patlatıverirdim kesinlikle.
Eğer denilenler doğruysa şunun şuracığında dört yıl kaldı. Geride kalan yaşamı daha şişman bir insan olarak yaşamamın ne sakıncası olabilir ki, değil mi?..
Rana’nın ve konuyu diğer anlattığım arkadaşların reaksiyonlarına baktığımda insanoğlunun ortadan kalkma oranı olarak yüzde 70’ten veya yüzde 90’dan bahsediliyor ya, geride kalan oranın mutlaka Türklerden ibaret olması gerektiğine karar verdim.
İnsanoğlunun yüzde 90’ı ortadan kalksa yine geride kalanlar sadece Türk olabilir.
Düşünsenize sadece Türklerden oluşan bir dünya söz konusu olacak. O zaman da siz; ‘Felakette ölmek mi daha iyi yoksa kurtulmak mı?’ diye de gayet meşru bir şekilde düşünebilirsiniz tabii ki...
Neyse ne ben bir kısmı ciddi şekilde zor bilimsel türde olan yazıları okumayı sürdürüyorum. Rana beni görünce, ‘Bırak uğraşma böyle şeylerle’ ve ‘Zamanı gelince yaparız bir şeyler’ diyor.
Dünyada yaşamı ortadan kaldıracak düzeyde felaketten söz ettiğimden, yapacağımız bir şeylerin nelerden oluşabileceğini açıkça söyleyeyim; ben bilmiyorum.
Konuyu açtığım diğer Türklerden gelen tepkilerden bazı örnekler ise şöyle:
Normal abi, bir şekilde son gelecek tabii ki...
Biz zaten ölmüşüz, bir de geri kalanlar ölüversin ne yapalım.
Fenerbahçe yenildikten sonra bizim için fark etmez.
İşte ben ‘Türkler bu felaketten yırtacak’ derken aslında temelde bu tavra güveniyorum.
Çünkü felaket anı geldiğinde Türkler konuyla ilgilenmeyerek meseleyi küçümseyerek felaketi atlatacaklar. Belki de hiç algılamayacaklar onu.
- - - - - - -
30 Nisan 2008 tarihli yazı:
Yazarlar / Serdar Turgut
21-12-2012
serdar.turgut@aksam.com.tr
Ben bugüne kadar böylesine bir şey ne gördüm ne de duydum.
Üstelik ben felaket senaryoları okumaya da alışkınımdır. Maya’ların takvimlerinde ortaya koydukları felaket senaryosundan, Marduk gezegeninin 2012 yılında geleceğine kadar birçok konuyu okumaya ve anlamaya çalışıyordum.
Ancak bu kez durum farklı, tahminler farklı. Konularında değeri dünyaca kabul edilmiş bilim adamlarının yaptıkları gözlemler ve analizler, dünyanın hareketine dayalı araştırmalar ve Güneş ile ilgili yapılan gözlemler, 2012 yılında Dünya’da bir dizi felaket olayının yaşanacağı, üstelik 21 Aralık 2012 tarihinde Dünya’da büyük felaket olacağı ve Güneş’ten kaynaklanan bazı etkilenmeler yüzünden dünyada canlı yaşamın büyük ölçüde silineceği söyleniyor.
Tahmin edilen felaket öylesine büyük boyutlu ki; birçok saygın kuruluş, bu bilim adamlarının yaptığı çalışmaya finansör olmaktan çekiniyor. Çünkü bu kadar kötümser bir senaryoya kurumlarının imza atmasının kendi prestijlerine zarar vereceğini sanıyorlar.
Açıkça söyleyeyim; şunun şurasında sadece dört yıl sonra olacağı söylenen olayları yazmadan önce ben de çok düşündüm. Hem de soğuk terler döktüm yazacaklarımı düşünürken. Çünkü benim de küçük çocuğum var ve bu gibi durumlarda insan bir tek, çocuğunu düşünüyor tabii ki...
Üstelik kimsenin kendisini ve ailesini korumak için yapabileceği bir şey yok. Dünya canlı nüfusunun yüzde 70 ila yüzde 90’ını ortadan silen boyuttaki bir felaketten bahsediliyor çünkü.
Dünya’nın bugünkü hareket rotası sürdüğü takdirde ve Güneş’teki hareketlenme devam ederse (patlamalar) 2012 yılında Dünya’nın kuzey ve güney kutupları yer değiştirecek.
Dünya’daki magnetik güç tamamen ve radikal değişime girecek, büyük tufanlar, depremler ve volkan patlamaları olabilecek.
Patlamasına kesin olarak bakılan yanardağlardan bir tanesi de ABD’deki Yellowstone Parkı’nın altında buılunan yanardağ. Biliniyor ki; bu yanardağ 600 bin yılda bir patlıyormuş ve patlama zamanı da gelmiş. Hesaba göre bu da 2012 yılına denk geliyormuş.
Böyle birtakım şeyler okuyup duruyorum işte ve bunları öğrenip de içimde tutmam imkansız hale geldi artık. Sadece Yellowstone Parkı’ndaki patlamanın Kuzey Amerika’da canlı yaşamı ortadan kaldıracağı söyleniyor. (Evet Oray, tekrar New York’a gideceksek bunu daha fazla ertelemesek iyi olur gibi geliyor).
Mayalar’ın kendi Dünya takvimlerinde 21 Aralık 2012 tarihini 13.0.0.0.0. Buradaki 13 baktun sayısı 400 Maya solar yaşı bu veya 144.00. 13 sayısı kozmolojilerinde kutsaldır onların. 22 Aralık 2012 ise Maya tarihine göre 0.0.0.0.1 olarak yazılmış yani Güneş’in tekrar başlaması da diyebilirsiniz buna.
Çok tuhaf, aklımın fazla yetmediği şeyler bunlar ama varlar yani ‘bilmeyelim’ diyerek bunlardan kaçış yok.

2 yorum:
benim b planim yok. nasil davranmali ona karsi bir kararim da yok. bir gun bu dunyanin sonunun gelecegine inaniyorum. 2012'de mi bilmiyorum. okuduklarim mantikli geliyor, ama ben yine de bilemiyorum. insan emin olamaz ki bu gibi seylerden. ama emin oldugum tek sey bir son var. nasil ki bizden once buzul caglari vardi, dinozorlar vardi, bizim de sonumuz gelecek ve evren/sistem kendini yenileyip bizden sonra baska sekilde devam edecek diye dusunuyorum. bir dongu olarak goruyorum yani bunu. boyle dusunuldugunde sanki "o zaman kurtulmak icin bir sey yapmayalim" sonucuna variliyor. yok, yapalim elimizden geleni. ama bu dunyanin sahibi olmadigimizi, asil ev sahibinin o oldugunu da bilelim artik istiyorum. biz misafirdik ve cok kotu misafirler olduk bu dunyada. her turlu sekilde kirlettik onu ve simdi nasil duzeltiriz, sonu nasil erteleriz diye dusunuyoruz.
yalnizca ona karsi degil, birbirimize karsi da kotu davrandik. ben ne zaman afrika ile ilgili belgesel ya da program seyretsem, nefret ederim insanligimizdan ve madem bir sey yapamiyoruz, madem bu dunyada bir yerlerde insanlar acliktan, hastaliklardan ve ilacsizliktan acilar icinde kivrana kivrana oluyor, o zaman belki de gelmeli bu dunyanin sonu derim. derim ama yine de korkarim.
Aaa, Müzi de burada:) Bu yazıyı geçenlerde okudum Faik Murat, şimdi de yorum yazmak için döndüm. Çünkü üzerinde düşündüm biraz, sonra da Kevin'le konuştum ve yazayım sana dedim bakalım ne diyeceksin... Aynen Müzi'nin ilk paragrafına benzer şeyler yazacaktım ama vazgeçtim tekrar etmekten. Evet, dünyanın sonu gelecek bana göre de birgün, bu bir döngü, nasıl geçmişte olduysa afetler, gelecekte de olacak. Neyse, 2012 çok yakın bir tarih, o kadar çok gösterge yok gibi daha bana göre ama bilinmez tabii. Bazen, sakin bir günün ardından çıkan kasırgaların nelere kadir olduğunu çok gördüğüm için buralarda, hep 'doğa ne kadar güçlü ve kontrol dışı aslında' diye düşünürüm. Kevin, bir nevi astrolojisel öngörü gibi görüp pek ciddiye almıyor bu Marduk meselesini. Bende de benzeri bir yaklaşım var. Hayal kurarken, 'kurtulan yüzde 10 olmak ister miydin' diye sordum kendisine. 'Maymunlar cehenennemi filmindeki gibi birşey olacaktır ortalık sanırım. Yok ben kurtulmayayım' dedi. Ben hem kurtulmak istiyorum mesela meraktan, olacakları görmek için, hem de kurtulmak istemiyorum, tüm yakınlarımı kaybetmiş ve kimbilir bir dağın tepesinde tek başıma yaşamak zorunda kalabileceğim için. Ama iyi bir beyin cimnastiği oluyor böyle şeyleri düşünmek.
Daha önce, Alternatif Yaşam'daki Marduk yazılarını okuduğum için bu konuyu ne kadar ciddiye aldığını biliyorum. Benim merak ettiğim şey, bu durumda nasıl oluyor da mesela çocuk sahibi olmayı göze alabiliyorsun? Madem böyle bir felaket olacağına inanıyorsun gerçekten, niye bu kadar çabalıyorsun? Ben cidden ne söyleceğini merak ediyorum ama yanıt vermek zorunda değilsin tabii.
Selamlar...
Yorum Gönder