“. . .Yer yer Youtube destekli serbest atışlar” olarak belirledim Beyin Labirentimden Odacıklar blogumun tanımını.
Yazılarımı yazarken dinlediğim şarkıları okuyucu ile paylaşabilmenin bir yolu olsa diye düşünürdüm yıllar önce. O yıllarda internette yazarlık yapmak söz konusu değildi. Bir kitabım olsa, kitabın bölümlerini yazarken dinlediğim şarkıları içeren bir CD de kitap ile beraber verilseydi diye hayal kurardım. Yazının yazıldığı ortam ile okunduğu ortam arasındaki sesteşliğin, her birimizin beyin labirentinde benzer odaları açabileceğini düşünürüm.
Görüntü destekli yazı ise yıllar önce hayal edemediğim bir kurguydu.
İnternet üzerinden yayınlanan yazılarda görüntü ve müzik desteği anlatımı besleyen önemli bir yardımcı. Görüntü ve müzik desteği ile blogumdaki yazılar, Beyin Labirentimdeki hallerine en yakın şekliyle okuyucu ile buluşabiliyor.
BULUŞABİLİYORDU demek daha doğru olacak, Youtube nerede ise bir aydır kapalı. Youtube’u yasaklamanın anlamsızlığı daha önceki kapama kararlarında bilişimciler tarafından sayfalarca yazılmıştı. Yeniden değinmeyeceğim.
Görüntü desteğinin yazıya neler kattığına bir bakalım.
Cumartesi Gecesi Ateşi başlıklı yazıda görüntü yazının içeriğini desteklemiyor. Görüntüyü kullanma sebebim filmin adının yarattığı çağrışım. Yirmibeş yaşın altındaki birçok kişinin Cumartesi Gecesi Ateşi filmini seyretmediği düşünülürse, John Travolta’nın o meşhur dans sahnesini beynimizde canlandırabilmek için görüntü eklemesi zorunlu oluyor.
Ne Görmek İstiyoruz? başlıklı yazı görüntü desteği olmadan anlamsız olacaktır. Yazı görüntüyü yorumluyor.
Kerim Çaplı'nın müzisyenliğini anlayabilmemiz için Kerim Çaplı başlıklı yazıdaki görüntüye ve müziğe ihtiyacımız var. Müziğini dinlemeden bir müzisyeni nasıl anlayabiliriz ki? Keşke Kerim Çaplı’ya ait daha fazla ve daha kaliteli görüntü ve ses kayıtları olsaydı.
Görüntü desteği olmazsa Müzikal Filmler ve Şiddet başlıklı yazı anlamından bir şey kaybetmez ama görüntüler yazıda anlatılan filmleri seyredenlere için o meşhur sahneleri hatırlatırken, seyretmeyenlerde müzikal film seyretme isteği uyandırıyor. Müzikal Filmler ve Şiddet, görsel destekli yazı kurgusu adına en sevdiğim yazım.
Yazıda görsel destek bazen sayfalarca anlatabileceğiniz bir durumu kolaylıkla okuyucuya verebilmenizi sağlıyor ancak bazı durumlarda görselliğin etkili olması için ortak hafızamızın devreye girmesi gerekiyor. Mesela Züğürt Ağa filminden bir sahneyi, Şener Şen’in domates satmaya çalıştığı sahneyi, hatırlayalım. Birkaç dakikalık bu sahnenin etkili olması için filmin tamamını bilmemiz gerekiyor. Bağırarak domates satmak zorunda kalan kişinin bir zamanların ağası olduğunu, bunun ezikliğini yaşayarak domates satmaya çalıştığını bilmemiz sahnenin bizdeki etkisini arttırıyor. Yazık ki Youtube’a şu an erişilmiyor ve o meşhur domates satma sahnesini şimdilik buraya ekleyemiyorum.
Pink Floyd ve şarkı ölçüleri üzerine yazdığım yazıyı, görsel ve müzik desteği olmadan zayıf ve tatsız olacağı için iki haftadır yayınlayamıyorum.
İnternette yazmanın bir başka güzel yanı yazının derinliğini okuyucunun belirleyebilmesi. Okur, bilgisine ve öğrenme isteğine bağlı olarak yazıyı, yazarın sunduğu kadar derinleştirebilir. Yazar ve okurun etkileşim içinde oldukları bir yazım tarzı internet yazarlığı. Örneğin “Mark Knopfler konserine gidebilmeyi çok isterim.” cümlesi kısa bir cümle. Yazar, Mark Knopfler ismine bağlantı koyarak, Mark Knopfler’in kim olduğunu bilmeyenlere, kendi yazısını uzatmadan, anlatabilir. Bağlantılar ile bir sayfalık yazı, verilen tüm bağlantılara gidilmesi durumunda onlarca sayfalık yazı haline gelebilir.
Sınırlı zamanım çerçevesinde Blog dünyasında olabildiğince çok vakit geçirmeye çalışıyorum. Kaliteli, eylenceli, seviyeli ve öğretici blog sayısı sınırlı. Milliyet Gazetesinin blog bölümünü inceledim. Beni tatmin etmedi. İnternet üzerinden yayın yapan gazeteler, sayıları sınırlı ve kadrolu blog yazarları edinmeli,görüntü ve müzik desteğinden yararlanmalı diye düşünüyorum. Mesela Neden Cumhuriyet Gazetesi buna benzer bir uygulama yapmaz?
Kargaya yavrusu kartal görünürmüş. Yazılarımı değerlendirmeye çalışırken, Pop Star yarışmalarında tüm şarkıyı detone söyleyip elenince “Hakkımı yediler” diyen insanları düşünürüm.
Acaba ben de detone şarkıcılar gibi miyim?
06 Haziran 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder