“Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.” cümlesiyle başlar Kafka, Dönüşüm (bazı çevirilerde Değişim) romanı. İlk kez 14-15 yaşlarındayken okuduğumu hatırlıyorum. Yıllar sonra tekrar okuduğumda çok daha farklı bulmuştum.
Bir sabah kendimi böcek olarak bulsam ilk tepkim “Bu nasıl mümkün olur?” diye düşünmek olurdu. İçinde bulunduğum böceklik gerçekliğini kabullendikten sonra ise “Bu durumdan nasıl kurtulmaya çalışırım” cevabı üzerine kafa yorardım. Gregor Samsa, ilk andan itibaren hiç bu soruları sormaz kendine. Kabullenmişlik, sorgulamama, çözüm aramama kitabı ikinci kez okuyuşumda beni çok rahatsız etmişti. Benzer durum diğer Kafka romanlarında da vardır.
. . .
Uzun saatleri televizyon karşısında harcamasını sevmem. Düzenli olarak dizi seyretme alışkanlığım da yoktur. Ve fakat bir şekilde Heros dizisini ilk 6-7 bölüm ilgiyle izledim. Ne zaman ki senaristlerin çamura yatma, orta sahada top çevirme manevralarına başladığını fark ettim, diziyi takip etmeyi bıraktım.
. . .
Lost çılgınlığıdır gidiyordu. Diziyi televizyondan takip etmeyenler, yayınlanan dvd’lerini alıp tüm haftasonu Lost izliyorlardı. Başıma gelecekleri bildiğim için bulaşmadım. Bir süre önce, İstanbul seyahatım sırasında, korsan tezgahta Lost dvd’leri gördüm. Birinci sezon, ikinci sezon ve üçüncü sezon. Muhtemelen ilk sezon sonunda sıkılacağım için sadece birinci sezonu satın aldım. (Korsan satın almak konusu ayrı ve uzun bir konu ama şu kadarını söyleyebilirim, hiçbir zaman korsan kitap almadım.) Epeyce bir süre bavuldan çıkarıp attığım yerde durdu dvd’ler. Geçenlerde odayı toplarken görüp, seyretmeye başladım. İlk bölümden itibaren diziyi seyrederken aklıma sürekli Kafka geldi. Neredeyse tüm karakterler başlarına gelen hiçbir şeyi sorgulamıyorlar. Neden? Nasıl? Niye? Kimse birbirine bu soruları sormuyor. Senarist saçmalaması yine. Lost’ta Kafkasallık diz boyu. Bir televizyon dizisinde olunca rahatsız ediyor bu Kafkasallık.
01 Eylül 2008 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder